BİAT TV SİZİN KANALINIZ VE SİZİN SESİNİZ OLACAK DERTLERİNİZ DERDİMİZ OLSUN CANLI YAYINLARIMIZ OLACAK SAKIN KAÇIRMAYIN BİAT TV SİZİN KANALINIZ
 
..
  ALLAH`A DUA İLE MURACAAT
Dua nedir
Seçme Dualar
Kenzül Arş Duası
365 gün Dua
Dua ve Kader
Özel Dualar
Besmelenin Sırları
Şİfa Ayetleri
Sıkıntınızı Giderecek Dua
Tıp ve Dua
Dua Kaderi Değiştirirmi
..
  ALLAH'IN İSİMLERİYLE TEDAVİ
..
  ESMA`UL HUSNA(ALLAH-IN İSİMLERİ)
..
  KUR-AN DA DUA
Her Derdin Şifası Kur'an
..
  KUR-AN'LA RUHSAL TEDAVİ
Kur'an Tedavisi ve Öfke
Ashabın Manevi Tedavisi
Kur'an Şifadır
Dua ile Tedavi ( Telkin )
Kur'an da Şifa Aramak
..
  GAYB ALEMİ İLE İLGİLİ AYETLER
..
  PEYGAMBER EFENDİMİZİN GELECEKLE İLGİLİ HABERLERİ
..
  BÜYÜ NEDİR?
Büyü çözümü nasıl yapılır
Büyü çeşitleri
Büyüye maruz kalanlar
Büyü yapan&yaptıranın hkm
İslamda Fal ve Büyü
Büyü Bulma ve Temizleme
Büyünün Etkisi olurmu
Büyünün Teşhis Edilmesi
Büyünün Etki Mekanizması
Sihir-Büyü-Tılsım
..
  BÜYÜ VARMI? YOKMU VE TEŞHİSİ YAPILIR
Kendi Kendinize Teşhis
Büyünün Hakikati Varmıdır
..
  MÜRŞİD VE MÜRŞİDİ KAMİL
..
  CİN ÇARPMASI TEDAVİSİ YAPILIR
Cin çarpması
Cin ve Büyü için okunacak
Cin Çıkartma Seansı nasıl
Cin Çıkartma Seansı
Cinlerin Uzaklaştırılması
Cinler İle Tedavi Olurmu
..
  CİNLER VE ŞEYTANLAR ALEMİ
Cinlerle İrtibat Olurmu
Cinler ile İrtibat Kurmak
Cinler ve Ruhlar
Cinlerin insanlara zararı
Cinlerin Yalancılıkları
Cin ve Peri Nedir
Kuran-ı Kerim de Cinler
Cinler ve Medyumlar
İnsi ve Cinni Şeytanlar
Cinlerin İnsanlara Zararı
Cinlerin Görünmesi
Cinler Geleceği Bilirmi
Cinlerle Evlenme
Cinlerin Özellikleri
Cinlerin Ömrü
Karabasan
..
  PANİK ATAK VE TEDAVİSİ
Panik atak nedir?
Kur-an'la tedavisi
Panik atakın tarihcesi
..
  RUKYE USULÜ TEDAVİ
Dualarla Tedavi
..
  KUR-AN VE DUA İLE CİN TEDAVİSİ
..
  KUR-AN-I KERİM MİSKİ AMBERDİR
..
  RUH ÇAĞIRMA
..
  GELECEKTEN HABER VERME
..
  BERZAH ALEMİ
..
  İLM-U LEDUN(LEDÜNNİ İLMİ)
..
  HAVASS İLMİ
..
  RUHİ BUNALIMLAR VE RUH SAĞLIĞIMIZ
Manevi Sıkıntı Halleri
..
  KISMET KAPALILIĞI
..
  ŞEYTAN NEDİR KİMDİR TANIYALIM
Vesveseden Kurtulmak
Vesvese Nedir
Şeytanın Hileleri
..
  MUSKA VE KULLANIMI HAKKINDA
..
  NAZAR
..
  TEDAVİSİNE VESİLE OLDUGUM RAHATSIZLIKLAR
..
  TAYİ MEKAN NEDİR?
..
  NAMAZ
Tövbe namazı
Hacet Namazı
İstihare Namazı
Nafile Namazlar
..
  ESNEMEK VE AKSIRMAK HAKKINDA
..
  ÜNLÜ MEDYUMLARIN YALANLARI
..
  MEDYUMLAR-CİNCİ HOCALAR-ASTROLOJİCİLER HK
..
  CİNLERİ YAKMAK VARMI-YOKMU VE KORUNMAK
..
  FALCILAR - KAHİNLER-YILDIZNAMECİLER
..
  MÜBAREK YERLERİN RESİMLERİ
..
  Hz.HIZIR A.S.
..
  DİYANETİN SORULARA VERDİĞİ CEVAPLAR
..
  YAŞAR HOCA İLE ROPORTAJ
..
  OKUMA USULÜ TEDAVİDEN ÜCRET ALINIRMI
..
  DİN MANEVİYAT VE PSİKİYATRİ
..
  BÜYÜK GÜNAHLAR VE ŞİRK
..
  PSİKOLOJİ VE MANEVİYAT
..
  TASAVVUF VE PSİKOTERAPİ
..
  KÂFİRLİK NEDİR VE MÜSLÜMANLIK NEDİR?
..
  www.ruyalarve.biz.com BAK RÜYANA ÖĞREN
..
  MUSKACI CİNCİ BÜYÜCÜ HOCALAR
..
  MAZERET YOK İYİ OKUYUN
  .
  Ana Sayfa   Önsöz   Hakkımızda   Linkler   Ziyaretci Defteri  İletişim
.

 ŞEYTAN NEDİR KİMDİR TANIYALIM

.

 

İnsanın Apaçık Düşmanı

ŞEYTAN

Gerçek şu ki, şeytan sizin düşmanınızdır, öyleyse siz de onu düşman edinin. O, kendi grubunu, ancak çılgınca yanan ateşin halkından olmaya çağırır.

(Fatır Suresi, 6)

İnsanın En Büyük Düşmanı

Her kim olursanız olun sizin sonsuz bir azap çekmenizi isteyen, bütün varlığını buna adamış son derece tehlikeli bir düşmanınız var. İsmi, Şeytan. Bir başka deyişle, Allah tarafından lanetlenmiş ve O'nun huzurundan kovulmuş olan İblis ve onun takipçileri.
O en büyük düşmanınız. Bir efsane ya da bir masal değil, gerçeğin ta kendisi. İnsanlık tarihinin her aşamasında var oldu. Yaşamış ve ölmüş milyarlarca insanı ateşin içine çekti ve halen çekiyor. Hiçbir zaman ayırım yapmaz. Genç, yaşlı, kadın, erkek, devlet başkanı veya dilenci farketmez. Her insan bu düşmanın hedefidir.

Bu yazıyı okurken de sizi gözlüyor ve planlar yapıyor. Tek arzusu var; kendisiyle beraber olabildiği kadar çok insanı —siz de dahil— cehenneme sürüklemek.
Zafer kazanması için insanların kendisine tapınması veya çok uç sapkınlıklar yapmaları gerekmiyor. İnsanlardan mutlaka Allah'ı inkar etmelerini de istemiyor. Zaten Allah'ı kendisi inkar etmiyor ki, insanlardan özellikle bunu istesin. Onun tek isteği düşmanlarını Allah'ın dininden ve Kuran'dan uzak tutmak, halis olarak Allah'a ibadet etmelerini engellemek, bunun sonucunda sonsuz azap çekmelerini sağlamak. Hatta kimi zaman dindarlık maskesi altında, Allah'ın adını kullanarak insanları gerçek dinden uzaklaştırıp, saptırıyor. Bu da insanları kendisiyle beraber cehennem çukurunun içine çekmek için yeterli. Hangi vesileyle olursa olsun, onu takip edenlerin sonu hiç değişmiyor:

Ona yazılmıştır: "Kim onu veli edinirse, şüphesiz o (şeytan) onu şaşırtıp-saptırır ve onu çılgın ateşin azabına yöneltir." (Hac Suresi, 4)

ŞEYTAN NEDİR ?

    Kötü ruhun, kötü birinin, kötülüğe teşvik edenin, kötülüğün temsilcisinin, karanlık ve delàletin önderinin,
Allah'ın ve O'nu seven, O'na kullukta bulunan herkesin büyük düşmanının müşahhaslaştırılmış şekli veya kötülüğün sembolü olmuş varlık.

    Şeytan (Satan) İbranice asıllı bir kelime olup, rakip, muhalif gibi anlamlara gelir.
Hz. Adem (a.s.) topraktan yaratılan ve ilim ile nimetlenen, akıl güneşi ile
aydınlanan Adem (a.s.)'ın  her vechile
üstünlüğü meydana çıkmıştı. Güzel melekler artık o pàyenin Adem (a.s.)'a verilmesindeki hikmeti anlamış bulunuyorlardı. Güzel ve masum melekler Hz. Adem'e hürmetlerin en güzelini gösteriyorlardı. Fakat İblis Hz. Adem'i kıskandı. Birden kibir ve gurur ile doluvermişti. Bu gurur onun felaketi olacaktı.

    Hz. Adem'e ilk secde eden Cebràil'dir. Peşinden Mikàil, sonra İsrafil ve daha sonra da Azràil... 
Ve en sonra  mukarrebin denilen yakınlık melekleri.

    Hz. Adem (a.s.)'e edilen secde kulluk secdesi değil, tàzim secdesidir. Ve Adem'in kadrini şànını ilàndır.
Ve meleklerin emri  ilàhiye ne kadar muti olduklarının delilidir.

     Hz. Adem (a.s.)'a secdeyi kabul etmediği andan itibaren, "hayırdan ümidini kesmiş, pişmanlık ve üzüntü duyan" anlamında İblis; secde etmeyiş sebebi olarak da "beni dumansız ateşten, onu ise çamurdan yarattın" diyerek hükümsüz bir bahane ve kendisince geçerli bir gerekçe gösterdiği ve Adem'i Cennet'ten çıkarmaya çalıştığı andan itibaren de Şeytan adını almıştır.

     ŞEYTAN Arapça  "şetane"  kökünden rahmetten uzaklaştı, Hak'dan  uzak  oldu; "Şata"   kökünden  ise, öfkeden tutuştu, helak olacak hale geldi gibi manalara gelip insanlardan,  cinlerlerden ve  hayvanlardan isyan eden ve zarar veren her şeyin adı olmuştur. Haset, öfke gibi  insana mahsus olan  her kötü huy ve davranış da şeytan diye isimlendirilmiştir.
Şeriat örfünde ise, Yüce Allah'ın Adem'e secde emrine karşı gelip isyan ettiği için ilàhi rahmetten kovulan ve insanların amansız düşmanı olan, cin taifesinin inkarcı kesiminden gizli bir varlıktır. (el-Kehf, 18/50)

     Diğer  isimleri  ise Gaur, Vesvs, Hannàs,  Kàfir,  Sağır,  Marid,  Tàif,  Fàtin Mel'un, Medhur, Mekzu,  Kefr,  Hazul,  Adüvv,  Mudill,  Merid'dir.

     Yaratılışı ve Hz. Adem'e secde emrinden önceki durumu: Evrende Adem (a.s.)'den önce  yaratılmış melek ve cin adında iki varlık mevcuttu  (el-Bakara, 2/31;  el Hicr, 15/26-29). 
Şeytan, cin denen varlık grubuna mensup idi  (el-Kehf, 18/50). 

     Hz. Adem'e secde emrine kadar hissiyatına dokunan bir teklif yapılmamış ve imtihan  olunmamıştı. Onun bu ana kadar, Allah'ın emirlerine göre mi, yoksa öz nefsinin isteklerine göre mi  hareket ettiği bilinmiyordu. Adem'e secde emri onun hissiyàtına ters düştü. Emri yerine  getirmekten kaçındı. Gerekçe, kendisinin ateşten, Adem'in ise topraktan  yaratılmış olmasıydı. Böylece o,  itiraf ve özür dileme yerine itirazı ve hayatı tercih etti. Ona göre ateşten yaratılmış olmak bir  üstünlük sebebiydi. (Sàd, 38/71-58)

    Böylece o, ateşin topraktan üstünlüğü gibi iki madde arasında, aslında olmayan bir farklılık 
görmüştü. Her iki madde yaratıcısının da Allah olduğunu itiraf etmesine rağmen Adem'in yeryüzünde Allah'ın halifesi olması, Allah'tan bir ruh taşıması gibi asıl üstünlükleri bilmezden gelmişti (el-Hicr, 15/29; Sàd, 38/72).

     Bu anlayış Şeytan'a, Allah'ın huzurundan kovulma, rahmetinden ümit kesme ve kıyamete  kadar
O'nun lànetini hak etme dışında hiç bir şey kazandırmadı. Çünkü o dar görüşlüydü, maddenin ötesini görememişti. 
Maddeyi tek ve gerçek ölçü sanmakla şeytanca bir yanılgıya düşmüştü.

     His ve duygularıyla hareketi sonucu kendi nefsinden kaynaklanan yanılgısını Allah'ın emrine tercih etmekle insanın üstünlüğü gerçeğini kabul etmemişti. Çünkü bu secde emri yalnız Adem'in şahsına değil, zürriyeti de dahil, insan nev'ine verilen bir şeref  ve imtiyazdı.

     Şeytan'ın bu itirazı, büyüklük taslamaya ve neticede kendisini inkàra götüren bir isyana dönüştü. Çünkü o, 
neticede sahibini alçaltacak olan bir büyüklük anlayışına sahipti. 

     Nihayet Allah'tan şu hitap geldi: İn oradan!  Orada büyüklenmek sana düşmez, defol!... 
Sen alçağın birisin! Defol oradan. Sen artık kovulmuş birisin. Doğrusu hesap gününe kadar lànet sanadır. 
(el-A'raf, 7/13; el-Hicr, 15/34-35; Sàd, 38/77-78)

Böylece Hz. Adem'e karşı büyüklük taslaması ve secde emrine isyanı neticesinde ilàhi rahmetten  ebediyen kovuluşu "İblis" adını almasına sebep oldu. Hz. Adem'e secde emri karşısında isyan eden ve hakikatle ilgili bütün bağları koparılan ve melekler arasındaki yerini de kaybederek tamamen  yalnız kalan şeytan bu defa intikam peşine düştü. Bir başka deyişle şeytanca tutum içerisine girdi. Hedefi insandı. Çünkü insan yüzünden ilàhi rahmetten uzaklaştırılmıştı. Amacına ulaşabilmek  için de Allah'tan kıyamete kadar mühlet istedi.

***
--Hay aksi şeytan !...
   Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bunu duyunca şöyle buyurdu:
--Öyle deme.Öyle deyince şeytanı büyütmüş olursun.O kadar ki bir evi doldurmuş olur.
   Şöyle de: "Bismillah" O zaman şeytan bir sinek kadar küçülür." 

 

MÜHLET  VERİLİŞİ

 Hz. Adem (a.s.)'a secde emri karşısında büyüklük taslaması sonucu ilàhi rahmetten ümidini kesen ve tamamen yalnız 
kalan şeytan, hayatından da endişe etmeye başladı. "-İnsanların tekrar dirilecekleri  güne kadar, 
bana mühlet ver" diye Allah'a yalvardı    (el-A'raf, 7/14).
İnsanların tekrar dirilecekleri günden maksat ise sur'a ikinci üfürülüş zamanıdır. (ez-Zümer, 39/68; el-Mutaffin, 83/6)

    Bu şekilde mühlet istemekle tekrar dirilmeden sonra artık ölümün olmayacağını biliyor ve böylece ölümden kurtulacağını sanıyordu. Onun bu ölümsüzlük isteği, "   ...belirli bir zamana kadar" 
(el-Hicr, 15/38) kaydıyla, "Sen mühlet veri-lenlerden sin!."  (el-A'raf, 7/15) şeklinde cevaplandırıldı. Belirli bir zamandan maksat ise, sur'a birinci üfleniş zamanıdır (en-Neml, 27/87). Bununla o, zillet ve hakaret dolu bir hayatı ölüme tercih etti. Onun için esas düşüş de bu oldu.

 

GÖREVİ

 Belirli bir zamana kadar mühlet verilen şeytan, hatasını anlayıp tövbe ederek suçunu affettirme  yoluna gitmedi. 
Bilakis daha da azgınlaştı.
     Kendisine, kıyamete kadar meşgul olabileceği bir hedef seçti. Bu hedef, İlàhi rahmetten uzaklaştırılmasına sebep olan insandı. Gönlünü intikam duyguları bürümüştü. 

Cüretkàr bir edà ile bu duygularını Yüce Allah'a şöyle açıkladı: 
     "-Beni  azdırdığın için yemin ederim ki, yeryüzünde kötülükleri onlara güzel  göstereceğim."  (el-Hicr, 15/39)

    Görüldüğü gibi, Yüce Allah isyanından dolayı şeytanı hemen huzurundan kovmamış, önce ona konuşma fırsatı vermiş, hatasını anlayıp tövbe etme imkànı tanımış fakat o, inat ve küfründe ısrar edince, bulunduğu makamdan indirmiş ve tasarladığı plànlarını şöylece sınırlayıvermiştir: 
     "Halis kullarım üzerinde senin bir nüfuzun olamaz. Ancak sana uyan sapıklar bunun dışındadır" (el-Hicr, 15/42). 
    -Yerilmiş ve koğulmuş olarak defol. Yemin olsun ki, insanlardan sana kim uyarsa; sizin hepinizi  Cehennem'e dolduracağım."  (el-A'raf, 7/18)

 

HAVVA'NIN  YARATILIŞINDAN  SONRA

 Bilindiği gibi ilk insan olarak yaratılan Hz. Adem erkekti; 
Adn Cenneti'nde ikamet  ediyordu. Burası Adem'in ilk vücut Nimetine mazhar olduğu hilkat bahçesiydi. Kendi cinsinden ve nefsinden eşi de yaratıldı. 
(er-Rum, 30/21) 

    Eşinin adı Havva  idi. Artık evrende iki insan vardı: Adem ve Havva. Böylece insanın Cennet hayatı başlamıştı, devam ediyordu. Öte yanda, Adem'i kendi felaketine sebep bilen şeytan, ondan öç almayı  planlıyordu. Bunun üzerine Adem ve eşini Allah şöyle uyardı:  "Ey Adem!  Eşin ve sen Cennette kal, orada olandan istediğiniz yerde bol bol yiyin, yalnız şu ağaca yaklaşmayın; yoksa zalimlerden olursunuz. .."   (el-Bakara, 2/35, Tàhà, 20/117-119)

    Şimdi imtihan edilme sırası Adem'e gelmişti. Aslında Adem'e ve eşine yaklaşmaması tavsiye edilen  ağaç, aynı zamanda bir imtihan sahasıydı. Onun meyvasından yemek ise, yasak bir fiilin işlenmesi,  sorumluluk sahasının dışına çıkılması ve Allah'ın  koyduğu bir yasağın çiğnemesi demekti.

    Nihayet "şeytan" oradan ikisinin de ayağını kaydırttı..." ve onların yanılmalarını sağladı  (el-Bakara, 2/36). Adem ve eşi, melek olma veya Cennet'te ebedi  kalma ihtimallerini duyunca, şeytanın kendile- rine düşman olduğunu unuttular. "Ağaca yaklaşmayın" emrine sabırsızlık edip ondan yediler (Tàhà, 20/115). Ağaçtan meyve tadınca ayıp yerleri kendilerine açılıverdi. (Tahà, 20/121)
Allah  Adem'e  görevini  hatırlatarak "Ben sizi o Ağaçtan men etmemiş  miydim?   Şeytanın size apaçık bir  düşman olduğunu söylememiş miydim?" diye seslendi (el-A'raf, 7/22).

    Nimetin devamlılığı ve Cennet'te ebedi kalma arzusu onların bu duruma düşmesine ve şeytana uymalarına sebep olmuştu. Fakat hatalarını çok çabuk anladılar, meleklerin yolunu seçerek derhal tövbe ettiler (el-A'raf, 7/23). Allah da tövbelerini kabul etti (el-Bakara, 2/37 Tàhà, 20/122). 

     Fakat cennette daha fazla kalmalarına müsaade etmedi ve şu emri verdi: 
Birbirinize düşman olarak inin, siz yeryüzünde bir müddet için yerleşip geçineceksiniz. Orada yaşar,  orada ölür ve oradan dirilip çıkarılırsınız" (el-A'raf, 7/24-25).

    "Ey insanlar! Yeryüzündeki temiz ve helàl şeylerden yiyin, şeytana ayak uydurmayın, zira o sizin için apaçık bir düşmandır. Muhakkak size kötülüğü, hayasızlığı, Allah'a karşı da bilmediğiniz şeyi söylemenizi emreder"(el-Bakara, 2/168-169).

    Şeytanın kendilerine te'sir edemeyeceği kimseler de ayetlerde şu şekilde belirtilmiştir: "Şeytan seni  dürtecek olursa Allah'a sığın, doğrusu O işitir ve bilir. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, şeytan  tarafından bir vesveseye uğrayınca, Allah'ı anarlar ve hemen gerçeği görürler" (el-A'raf, 7/200-201).

    "Kur'àn okuyacağın zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a  sığın. Doğrusu şeytanın, inananlar ve yalnız Rablerine güvenenler üzerinde bir nüfuzu yoktur. Onun nüfuzu sadece, onu dost edinenler ve Allah'a ortak koşanlar üzerindedir." (en-Nahl,16/98-100)

    Allah'ın hàlis kullarına tesir edemeyeceğini, şeytan, bizzat kendisi de itiraf etmiştir. 
(el-Hıcr, 15/28-43; el-İsra, 17/61) 

 

HER  İNSANA  BİR  ŞEYTAN  VERİLİŞİ

 

 Yüce Allah insanı, yol gösteren bir melekle desteklediği gibi, onun yanına, kendisine vesvese veren,  kötülüğü süslü gösteren, münkere teşvik eden ve fitneye çağıran birde şeytan vermiştir.

    Bu  konuda Peygamberlerle diğer insanlar arasında hiç bir ayırım yapılmamıştır. 
Şöyle ki: Böylece biz her Peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık.

    Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı (içi bozuk dışı süslü ve aldatıcı) sözLer söylerler" (el-En'àm, 6/11/2-113). 
Yani vahyeder gibi seri bir ima ve işaretlerle öyle süslü, yaldızlı sözler telkin ederler ki bunların sade dışındaki süsüne bakanlar aldanır ve onların şeytanlıklarına meftun olurlar.

    Hz. Peygamber de bir soru üzerine: "Her insanın yanında bir şeytan vardır" buyurmuş, "seninle de  mi ey Allah'ın Elçisi?" diye sorulduğunda, "Evet, fakat Rabbim ona karşı bana yardım etti de, o da bana teslim oldu" demiştir. (Müslim)
 

Ey insan oğulları, 
ben size, şeytana tapmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır, diye bildirmedim mi ? (Yâsin, 36/60)

 

İNSANI  ŞEYTANA  TUTSAK  EDEN  NEFSİ  HASTALIKLAR

Zayıflık, ümitsizlik, emelsizlik, şımarıklık, aşırı sevinç, kendini beğenmişlik, yersiz övünme, zülüm,  azgınlık, inkàr, nankörlük,  acelecilik, başıboşluk, serserilik, cimrilik, aç gözlük, hırs, münakaşa, gösteriş, şüphe, kararsızlık, cehalet, gaflet, düşmanlıkta katılık, aldatma, yalan, iddià, sabırsızlık, şikàyet ve yakınma, infak etmeme, isyankàrlık, inatçılık, tahakküm, haddi aşma, mala düşkünlük ve dünyaya dört elle sarılma.

    Bu Nefsi hastalıklardan kurtulup mutmain olunca içini Allah'ın zikri, şeytandan sakınma, güç ve gayretin Allah ile mümkün olduğunu itiraf etme, gökleri ve yeri ayakta tutan ve yok olmaktan koruyan Allah'a yönelme gibi, insanın maneviyatını güçlendiren ve ruhi kalitesini yükselten faziletlerle dolar. 
Bu durumda yükselen insandan şeytan artık çekinmeye başlar ve onunla karşılaştığı yolunu değiştirir.

    Nitekim Hz. Ömer bunun en güzel örneğidir. Hz. Peygamber ona hitaben şöyle demiştir: 
"Ey Hattâboğlu Ömer, şeytan aslâ seninle karşılaşamaz. Sen bir yoldan giderken, o muhakkak senin yolundan başka bir yola yönelir gider."

İnsanın zayıf hileli baş düşmanı ŞEYTAN

Hamd, Alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. Salâtü Selâm Resûlullah'a, A'line, Ashabına ve de Kıyamete kadar O'nun yolunu takip edenlerin üzerine olsun.

Şeytanın insanla olan öyküsü insanın, Allah tarafından halife tayin edilmesiyle başlar ve kıyamete kadar devam edecek bir süreci kapsar. Bu Adem aleyhisselam'la başlayan O'ndan sonra da, züriyeti tarafından devam edegelen sürekli bir düşmanlıktır. Allahu Teâla biz insanları ve de Resûlü'nü şeytan ve hilelerinden sakınmak hususunda uyarmaktadır,

"Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size kötülükleri (fahiş işleri) emreder. Allah ise size katından bir mağfiret ve lütuf vadeder. Allah her şeyi ihâta eden ve her şeyi bilendir" Bakara, 268

"Ey iman edenler! Hep birden barışa girin. Sakın şeytanın adamlarına uymayın. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır" Bakara, 208

"Münafıkların durumu tıpkı şeytanın durumu gibidir. Çünkü şeytan insana, "inkar et" demiş; insan inkar edince de "ben senden uzağım, çünkü ben alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım" demişti" Haşr, 16

Yazımızda şeytanın hilelerini bilerek bunlardan sakınma, ona karşı korunma yollarını öğrenme ve ona nasıl galip gelineceği hususunda bazı noktalara yer vermeye çalışacağız inşâ'allah. Elbette bu ve diğer yazılarımızda olduğu gibi vazgeçilmez kaynaklarımız Kur'ân ve de Resûlullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem sünnetinden istifade edeceğiz. Başarı Allah'tandır. O'ndan duâmız, bu amelimizi herkes için bir öğüt kılmasıdır.

Allah bizleri, haklarında, "Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırsınız ve Allaha iman edersiniz" A'li İmrân, 110, ayetinin nâzil olduğu Selef-İ Salihin gibi, hayırlı bir ümmet kılsın ve bizleri onların yolundan ayırmasın (Amin).

Şeytan savaşan bir düşmandır:

O, insana karşı duyduğu kin ve kıskançlığı nedeniyle ümmetin fertlerine karşı amansız bir savaş ilan etmiştir. Yolları başında pusu kurup onları aldatmak için Allah'tan izin istemiş ve birtakım hikmetlere binâen bu izin kendisine verilmiştir. Bundan sonra şeytan kötülükleri aşılamak suretiyle insanları hak yoldan uzaklaştırmak ve saptırmak için daha çgür hareket etmeye başlamıştır, "(İblis), "Ey Rabbim! Öyle ise (varlıkların) tekrar dirileceği güne kadar bana mühlet ver" dedi. (Allah da) "O halde senbilinen bir vakte kadar kendilerine mühlet verilenlerdensin" dedi. (İblis) dedi ki; Ey Rabbim! Andolsun ki, beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım!" Hicr, 36-39.

  Kibirlidir: Bir zamanlar biz, meleklere "Âdem'e secde ediniz" dedik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi ve büyüklük tasladı, böylece kâfirlerden oldu" Bakara, 34

  Fakirlikle korkutur, kötülükleri emreder:Şeytan sizi fakirlikle korkutup kötülükleri (fuhşiyatı) emreder" Bakara, 268

Çekişmeyi ve Allah hakkında bilgisizce konuşmayı emreder:İnsanlardan bilgisi olmaksızın Allah hakkında tartışmaya giren ve her inatçı şeytana uyan bir takım kimseler vardır" Hac, 3

Müslümanların arasını bozmaya çalışır:Kullarıma söyle: sözün en güzelini konuşsunlar. Sonra şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan insanın apaçık düşmanıdır" İsrâ, 53, ..."...şeytan, benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra..."..." Yûsuf, 100

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, "Şeytan Arap yarımadasında namaz kılanların kendisine ibadet etmesinden ümidini kesmiştir. Ancak onların aralarını bozmakla (teselli bulur)" buyurmuştur (Müslim).

Savurganların kardeşidir:"Şüphe yok ki saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir" İsrâ, 27. 

İnsan neyde israf ederse şeytan da o şeyde ona ortak olur.

  İsimleri çarpıtır: ..."Ey Âdem! dedi, sana ebedîlik ağacını ve eskimeyen bir saltanatı göstereyim mi?" Tâhâ, 120. 

İblis sözü edilen ağacın adı öyle olmadığı halde çarpıtmış ve "ebedîlik ağacı" adını uydurmuştur.

  Âyini müziktir: Onlardan, gücünün yettiği kimseleri sesinle şaşırt..." İsrâ, 64.

Şeytanın sesi müzik, düdüğü ise insanların bir çoğunu onunla aldattığı müzik aletleridir.

  Allah'ın yarattığının değişmesini ister: ..."...Şüphesiz onlara emredeceğim de Allah'ın yarattıklarını değiştirecekler"..." Nisâ, 119

  Alış verişini, yemesini içmesini sol eliyle yapar: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, "herbiriniz sağ eliyle yesin, sağ eliyle içsin, sağ eliyle alsın ve sağ eliyle versin. Çünkü şeytan sol eliyle yer, sol eliyle içer, sol eliyle alır ve sol eliyle verir" buyurmuştur (Sahihtir, İbn-i Mâce).

  Cemaatle namaz kılmayanlara galip gelmiştir: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, "bir köy veya kırda üç olur da aralarında namazı (cemaatle) ikame etmezlerse şeytan onları kuşatmıştır. Cemaate sıkıca sarılın. Zira kurt ancak sürüden uzak düşen koyunu yer" buyurmuştur (Sahihtir, Ebû Dâvud).

  Namaz esnasında mümin kula sokulur: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, "Şeytan sizden birine namazda sokulur. Ve O, kaç rekat kıldığını bilemediği ana kadar şeytandan haberdar olmaz. Bu durumla karşılaşırsanız selam vermeden önceki oturuşunda (sehven) iki secde yapsın daha sonra selam versin" (Sahihtir, Ebû Dâvud).

  Safta bulduğu boşluğa girer: "Safları sıklaştırın. Meleklerin saf tuttuğu gibi saf tutun, omuzlarınızı birbirine birleştirip boşluk bırakmayın. Yumuşakça kardeşlerinizin kollarına temas ederek şeytan için boşluklar bırakmayın. Kim bir safı doldurursa Allah da onun (açıklarını, günahlarını) doldurur. Kimde bir saffı bozarsa Allah da onun (amellerini) bozar" (Sahihtir, Ebû Dâvud).

  Kötü rüya gösterir:Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, "Biriniz güzel bir rüya gördüğü vakit (bilsin ki,) o ancak Allah'tandır. Bunun için Allah'a hamdetsin ve sevdiklerine anlatsın. Eğer kötü bir rüya görürse (bilsin ki) o da ancak şeytandandır (kimseye anlatmasın ve şeytan'dan Allah'a sığınsın)" (Buhari, Müslim).

Sabah namazının kılınmamasına çabalar:Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur, "İçinizden biri uyuduğu zaman şeytan onun başına üç düğüm yapar. Sonra her bir düğümle gece boyunca ona vurur. Eğer uyanıp Allah'ı zikrederse bir düğüm çözülür. Kalkıp abdest aldığında düğümlerden ikisi çözülmüş olur. Namazı da kılarsa bütün düğümler çözülür. Böylece mutlu ve gönlü rahat bir şekilde sabahlar. Aksi halde tenbel ve kötü bir şekilde sabahlar" (Müslim).

Cemaatten kaçar:Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, "Her kim Cennetin orta yerini isterse cemaate yönelsin, muhakkak şeytan iki kişiden ayrı tek başına kalanla beraberdir" buyurmuştur (Sahihtir, Tirmizi).

Halvetteki kadın ve erkeğin yanındadır:Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, "Erkek, kadınla halvet etmesin (yalnız başlarına kalmasın). Bu durumda şeytan onların üçüncüsü olur" buyurmuştur (Sahihtir, İbn-i Mâce).

Besmelesiz yemeğe ortak olur: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, "Şeytan Allah adının anılmadığı yemeği kendisine helal görür" buyurmuştur (Müslim). Yemeğe besmeleyle başlamayı çocuklara da öğretmelidir.

  Kaylûle yapmaz: Allah'ın nebîsi, "Öğleyin kaylûle yapınız. Muhakkak şeytanlar öğle vakitlerinde kaylûle yapmazlar" buyurmuştur (Müslim). Kaylûle, öğle namazından sonra yapılan kısa istirahat ve uykudur. Kaylûle yapan insan bir sünneti ihya ettiği gibi aynı zamanda dinç olur, gece namazlarını, teheccüdü kılacak gücü kendine bulur. Öylesine önemli vakitleri gaflet değil ibadetle geçirir.

  İnsanoğluna, sürekli zarar vermeye çalışır: Â'işe radıyallahu anhâ, fazla kanamasından Resûlullah'a söz ettiğinde, "O şeytanın tepmelerinden biri sonucudur" yanıtını alır (Sahihtir, Tirmizi). Şeytan damarı taptiğinde kanama artar. Bu büyük düşmandan her zaman Allah'a sığınmalıdır.

Sapık yollarda davetini yayar: "Şüphesiz bu benim dosdoğru yolumdur, ona uyun. '(başka) yollara' (sübül) uymayın. Zira o yol sizi Allah'ın yolundan ayırır..." En'âm, 153.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bu ayeti açıklarken eliyle düz bir çizgi çizerek, "İşte bu, dosdoğru olan; Allah'ın yoludur" diyerek sonra o yolun sağ ve sol yanına (düz çizgiden farklı irili ufaklı karışık) çizgiler çizmiş ve "İşte bunlar 'başka yollarıdır' (sübül). Bunlardan hiç biri yoktur ki, şeytan başına oturuyor ve onlara çağırıyor olmasın" buyurmuş ve sonra da mezkûr ayeti okumuştur" (Sahihtir, Nesâ-î).

  Ölüm anında fesad yayar:Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Allah'a şöyle duâ ederdi, "Düşkünlükten, yakınmadan, boğulma ve yanmadan; ölüm esnasında şeytanın yakalamasından; Yolu'ndan geri dönmüş olarak sana varmaktan ve (akrep) sokmasından ölmekten sana sığınırım" (Sahihtir, Nesâ-î).

  Şeytanlar yatsının ilk anında yayılırlar: Resûlullah, "Yatsının ilk anı bitinceye kadar çocuklarınızı alıkoyun. Zira o, şeytanların gezindiği bir vakittir" buyurmuştur (Sahihtir, Hâkim). Bu vakit, güneşin; şeytanın iki boynuzu arasında kızıllaşarak battığı, ikindi kerâhat vaktidir.

  Kızgınlık sırasında gelir: Allah Resûlü, "Bir kelime biliyorum ki, onu söyleyendeki sıkıntılar gider. Kim (şuurla) 'Eûzû bi'llâhi mine'ş- şeytani'r- racîm' (taşlanmış şeytandan Allah'a sığınırım) derse ondaki (sıkıntılar) gider" buyurmuştur (Buhari, Müslim). Resûlullah bunu, öfkeden yüzü kızarmış ve boyun damarları şişmiş birisi kendisine geldiğinde söylemiştir.

  Âyete'l- Kûrsî'yi okuyan kimseye yaklaşamaz: Şeytan rüyasında Ebû Hureyre radıyallahu anh'a gelerek, "Uyumadan önce Âyete'l Kûrsî'yi okuyanın yanıbaşında Allah tarafından gönderilen muhafızlar eksik olmaz ve sabaha kadar şeytan ona yaklaşamaz" demiştir. Ebû Hureyre bunu Resûlullah'a anlattığında, "O yalancı olduğu halde sana doğruyu söylemiş" buyurmuştur (Buhari).

  Ezanla birlikte kaçar:Muhakkak, şeytan namaz için nidâ edildiğinde (ezan okunurken) arkasını dönüp -yellenerek- kaçar" (Müslim). Bir diğer hadiste de şu ifade yer almaktadır, "Teşehütte, şahadet parmağını oynatmak şeytana demirden daha şiddetli gelir" buyurmuştur (Sahihtir, Ahmed). Yani Şehadet parmağı ona demir kamçı gibidir.

Ramzanda zincire vurulur: "Ramazan geldiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur" (Sahihtir, Nesâ- î).

  Gerçek bir tevbeye karşı çeresizdir: "Takvâya erenler var ya; onlara şeytan tarafından bir vesvese dokunduğunda (Allah'ın emir ve yasaklarını) hatırlayıp, hemen gerçeği görürler" A'raf, 201.

  İhlaslı kimselere zararı dokunmaz: (İblis) dedi ki,: Ey Rabbim! Andolsun ki, beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım! Ancak onlardan ihlasa erdirilmiş kullarım müstesna" Hicr,39-40.

Allahu Teâla kendisine hâlis kılınmadan yapılan amelleri kabul etmez, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem,"Allah ancak halis olan, yalnız O'nun rızası gözetilerek yapılan ameli kabul eder" buyurmuştur (Sahihtir, Nesâ-î).

Allah, şeytana insana tahakküm edebileceği bir sulta vermemiştir. Onun sultası ancak Allah'a iman etmeyen veya iman ettiğini söyleyip te bu imanın gereğini yerine getirmeyenler üzerinedir. Çünkü onlar bu halleriyle Allah'ı, Allah'ın yardımını bırakıp; şeytanı ve de şaytanın yardımını kabul etmişler ve ondan razı olmuşlardır. Bu noktada unutulan bir şey var ki, o da yalnız Allah'ın dostları zafere ulaşacaktır. Allah'tan başka edinilen yardımcılar, başta iblis olmak üzere tabiilerinin onları ilah edindiklerini inkar edeceklerdir. Gerisni Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in getirdiği en büyük mucize olan Kur'ân-ı Azim'den dinleyelim, şüphesiz tevfik Allah'tandır.

"(Hesapları görülüp) iş bitirilince, şeytan diyecek ki; "Şüphesiz Allah size gerçek olanı vaadetti, ben de size vaadettim ama yalancı çıktım. Zâten benim size karşı bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi (isyana, inkara) çağırdım, siz de benim davetime hemen koştunuz. O halde beni yermeyin, kendinizi yerin. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Kuşkusuz daha önce ben, (beni Allah'a) ortak koşmanızı reddettim. Çünkü zâlimlere, elbette acıklı bir azap vardır" İbrâhim, 22

  Sallallahu Teâla alâ Muhammedin ve alâ A'lihi ve Sahbihi ecmaîn. VE'L-   HAMDÜ Lİ'LLAHİ RABBİ'L ALEMİN

 

 

.
       

DUYURULAR

.

VAKİT

.
             DESTEK

     
 
.


NAMAZ VAKİTLERİ
Diyanet İşleri Başkanlığından Alınan İl İl Namaz Vakitleri

.


HAVA DURUMU

Ankara
İstanbul

 

.
.
      E-MAİL LİSTESİ
 

.
 
.

. ARAMA

www Site İçi

.

HABERLER


 

.

Ana Sayfa        Önsöz       Hakkımızda      Linkler      İletişim

Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle

Web Sitemizin Tüm Hakları Web Sitesi Sahibine Aittir. İzinsiz Kopyalanamaz ve Kaynak Görüntüleyerek alınamaz!.               Tasarım ve Kodlama  Powered By: Fullaspsite